BASINLA KAHVALTIDA YAŞANAN SON GELİŞMELERİ DEĞERLENDİRDİ
26-07-2010
Milliyetçi Hareket Partisi Aydın Milletvekili Recep Taner, Turistik Park'ta bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya MHP İl Başkanı Hasan Muti, Merkez İlçe Başkanı Mehmet Uysal, Kadın Kolları Başkanı Serap Cambazoğlu, Ülkü Ocakları Başkanı Burak Pehlivan il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile çok sayıda parti yöneticisi ve basın mensubu katıldı.Toplantıya başlamadan basın
camiasının 24 Temmuz Basın Bayramını ve Berat Kandilini kutlayarak sözlerine başlayan Taner “Türkiye bir referandum sürecine girdi. Anayasada tabii ki değişiklikler yapılabilir. Geçmişte de yapıldı. Şu anda hükümetin gündeme getirdiği 1982 anayasası, AKP iktidara gelmeden önce de 110 kere değiştirildi. En yoğun olarak da MHP'nin de içinde bulunduğu 57. hükümet döneminde değişti, 54 maddede değişiklik yapıldı. Dolayısıyla MHP olarak bizim 12 Eylül Anayasası'nın düzenlenmesi gereken maddelerine bir itirazımız yok. 22 Temmuz 2007 seçimlerinin hemen ardından, 25 Eylül 2007'de TBMM'ye MHP olarak öneri götürdük. Dedik ki, MHP olarak hükümetten talebimiz, 82 Anayasası'nda düzeltilmesi gereken maddelerle ilgili uzlaştırma kurulu oluşturulsun, MHP olarak biz de oraya gerekli elemanlarımızı, ekibimizi göndereceğiz, komisyonda görevlerimizi tesbit edip çalıştıracağız.22 Temmuz seçimleri ardından bu talebi gündeme getirmemize rağmen maalesef yapılmadı, komple bir anayasa değişikliği gündeme geldi ama beklendi beklendi ne zaman ki seçimler tekrar gündeme gelmeye, ülkenin sosyo ekonomik durumu sıkıntıya gitmeye başladı, bu noktada ülke gündemini değiştirmek için yeniden bir referandum meselesi gündeme geldi. Ama o arada AKP'ye 2008 yılında kapatılma davası açıldı. Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesinin 10'u, yani mahkemenin kahir çoğunluğu dedi ki AKP laiklik karşıtı fiil ve eylemlerin odağı haline gelmiştir, cezalandırılması lazım. Bu cezalandırmada hakimlerin çoğunluğu para cezasını yeterli gördüler, bir kısmı ise kapatılması gerekir dediler. Ama 11 hakimden 10 tanesinin mutabık kaldığı şey, AKP'nin suç işlediği ve kapatılması veya cezalandırılması gerektiği noktasındaki görüşleriydi.
Bu ortamdan sonra artık AKP'nin anayasa gibi bir düzenlemeyi yapmaya tek başına karar vermesi yeterli değildi.Bugüne kadar yapılan düzenlemelere baktığımızda, hepsinin arkasında yüzde 80'in üzerinde bir mutabakat var. 57. hükümet döneminde çıkan kanunlarda, o anda mecliste bulunan tüm partilerin ittifakıyla o düzenlemeler yapıldı. Yani AKP gibi dayatmayla düzenlemesi olmaz. Çünkü anayasa milletin tamamını ilgilendiren bir kanunlar manzumesidir. Mutlaka ve mutlaka genel olarak herkesin mutabık kaldığı şekilde olması lazım.Ama biz hala şu andaki düzenlemenin, Sayın Başbakanın kendi tabiriyle içinde başka maddeler, dışında tatlandırıcılar olduğunu görüyoruz. Çünkü Sayın Başbakan anayasa görüşmeleri başladığında 'Sindire sindire, hazmettire hazmettire yapacağız' demişti. Şu anda o hazmettirme süreci yaşanıyor.Bu anayasa referandum maddelerinin içinde 2 ana konu vardı. Birisi HSYK, diğeri de Anayasa Mahkemesi. HSYK ve Anayasa Mahkemesi'ni kendilerine göre düzenlemeye çalışıyorlar. O maddelerden dolayı bu referandumda AKP mümkün olduğunca evet çıkması için gayret sarfedecek. Çünkü biliyorlar ki AKP şu anda sıkıntılı bir süreçte. MHP'nin nefesi enselerinde. Bunu da görüyorlar. Şundan da eminler, MHP iktidara geldiği gün, bunlardan bu dönemin hesabı sorulacak. O hesap sorulma anında hesabı soracak olan Anayasa Mahkemesi üyelerini, hakimleri savcıları kendilerine göre düzenlemeye çalışıyorlar.Bu, AKP'nin klasik hareketlerinden birisidir. Hep beraber televizyonlarda izledik. Sayın Hüseyin Çelik diyor ki, 'biz yeni bir sınır ordusu düzenleyeceğiz, ama bu sarkık bıyıklılardan oluşmayacak.' Tabii, o Özel Harekatçılar, o terörle mücadelenin en önemli nüvesi olan bu arkadaşlarımız bu ülkede terörü 1999'da iktidara geldiğimizde yılda 230 şehit verir noktada aldılar, ama canla başla çalışmanın neticesinde, Allah onlardan yüzbin kere razı olsun onların sayesinde, devletin dirayeti ve dik duruşu sayesinde 2002 yılında sadece ve sadece 6 şehit verir noktaya geldik. Ne oldu da 2003 yılından itibaren 31 şehit, 37 şehit, 64 şehit, 107 şehit, 137 şehit ve şimdi de haftada 6-7 şehit noktasına geldik? En önemlisi, Özel Harekatçıların o bölgeden çekilip buraya havaalanının yanına konuşlandırılması, karakollarda kapılarda, Didim ve Kuşadası'nda turizm polisi olarak görevlendirilmesi oldu.Ama şu anda herşeye rağmen biz hükümetin geri adım atmasından, terörle mücadelede tekrar birlik olunması gerektiği noktasına gelmesinden dolayı müteşekkiriz. Doğru geç de olsa tekrar tescil edildi. Ama inanıyoruz ki, bıyıkları sarkık olmasa da, bıyıkları olmasa da o özel harekatlarda, o özel birlikte teröre karşı mücadele edecek olan arkadaşlarımız, yine ülkesini canından çok karşılıksız sevenlerden, 'önce ülkem' diyenlerden oluşacak. Bu konuda hiçkimsenin endişesi olmasın. 12 Eylül'ün şehitlerini bunlar istismar ediyorlar. Sayın Pehlivanoğlu'nun ana-babasına gönderdiği mesajı sayın başbakan gözyaşları içinde okuyor. Okuduğu mesajın da bir kısmını atlıyor. Çünkü orası işine gelmiyor. Sayın Başbakan'ın ağladığı kısımda şunlar hiç gündeme gelmedi: 'İdam edenler Allah'tan bulsunlar. Şunu hiçbir zaman unutmasınlar ki Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez. Milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer, her zaman Allah'a inananlarındır. Bunun için üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam, ağlamayın...'Sayın Başbakan o gün 7 şehit vermemize rağmen tek söz söylemedi ama, Mustafa Pehlivanoğlu'nu istismar edip de evet çıkarabilir miyiz, acaba birkaç Ülkücü kandırabilir miyiz diye istismar ediyorlar.Ne olup bittiğini herkes görmekte.
Bu referandum, açılım sürecinin devamıdır. Bunu Sayın Başbakan kendisi diyor. 17 Nisan 2010'da Kanal 24'te Açık Görüş programında Star yazarları Ergun Babahan ve diğer arkadaşlarının olduğu bir ortamda diyor ki, 'Bu yapılacak olan referandumdaki maddeler açılımın önünü açacak'. Açılım dediğimizde bizim aklımıza o Habur görüntüleri geliyor. Habur'dan gelip Diyarbakır'a kadar konvoy yapan, mitingler düzenleyen, zafer işaretleri yapan, tek tip elbise giymiş o terör zanlıları geliyor. Devletin hakim ve savcılarının ayaklarına gittikleri teröristlerin, pişman değiliz demelerine rağmen pişmanlık maddelerinden faydalandırılmaları geliyor. Devletin güvenlik güçlerinin orada düştüğü durum geliyor.Türkiye bunları haketmedi. Maalesef açılım süreci sıkıntılı bir şekilde referandumla devam etmekte. Ama inanıyoruz ki, bu referandumdan AKP umduğunu bulamayacak. Bunu da burada net bir şekilde söylüyorum. Aydın'da Aydın'ın aydınlık insanları bu referandumun neticesini tüm Türkiye'ye gösterecekler. O konuda hiçkimsenin şüphesi olmasın.Gazze konusunda ortalığı ayağa kaldıranlar, Türkiye'de kendi şehidimize, askerimize, polisimize sahip çıkmakta maalesef aynı duyarlığı göstermiyorlar. Bunların zihniyetleri de, durumları da, tutumları da artık Türk milleti tarafından görülmüştür. Bunlar bu işi artık sıkıntı verir noktaya getirmişlerdir. Malum, geçtiğimiz hafta Aydın'da yaşanan sıkıntılı süreç, Türkiye'de ses getirdi. O gün olan şey, Sayın Başbakan'ın Ankara'da il başkanları toplantısında kendi ağzından çıkan Aydın'daki pankarttanduyduğu rahatsızlıktı. Bunu ben demiyorum, kendi milletvekilleri söylüyor. Bunun neticesinde İl başkanlığı vasıtasıyla Aydın Valiliği harekete geçiyor ve Aydın'da MHP'nin asılı olan pankartı, yüzlerce polisle adeta bina ablukaya alınarak indirilmeye çalışılıyor.Yapılmak istenen şey, Türk Milliyetçileriyle Türk polisini karşı karşıya getirmekti. Allah'a şükürler olsun ki, teşkilatımızın ve arkadaşlarımızın basiretli davranışları ve kararlı tutumları sayesinde olay yaşanmadan bu süreç atlatıldı. Daha sonra biliyorsunuz ki pazartesi günü Sayın Milletvekilimiz Ali Uzunırmak'ın da katıldığı bir basın toplantısı yapıldı ve o toplantı için de Aydın'da güvenlik güçleri toplanıyor, açık havada açıklama yapılır düşüncesiyle polis tedbir alıyor. Sözde öyle bir açıklama yapılsaydı müdahale edilecek ve müdahalenin neticesinde de Türk polisi ile MHP'liler karşı karşıya getirilmiş olacaktı. O oyun da boşa çıkarıldı, toplantı kapalı kısma alındı ve miting havasında bir toplantı yapılmış oldu.Sen açıldıkça analarımız ağlıyor pankartı maalesef Sayın Valimizin talimatıyla kanunsuz bir şekilde oradan indiriliyor. Bu uygulamalar yeni değil. Sayın Valimiz Aydın'a geldikten bu tür keyfi uygulamaları biz çok gördük. En basitinden kamu kurum ve kuruluşları daha düne kadar kendi konularıyla ilgili kendi birimleriyle ilgili basına açıklama yaparken, valinin ilk yaptığı icraatlardan birisi tek sesliği sağlamak doğrultusunda basın kuruluşlarına demeç verilmesini yasakladı.Milli Eğitim'in durumu ortada. Geçmiş yıllarda Aydın Türkiye'nin en başarılı iller sıralamasında hep üst sıralardayken, her geçen gün aşağılara düşmektedir. Bunun altındaki sebep, Milli Eğitim'de yapılan keyfi uygulamalar.Bozdoğan'da başarı belgeleri dağıtılıyormuş, haberimiz oldu. Ne hikmetse tamamı Memur-Sen'ci öğretmenler. İçinde diğer sendikalara mensup bir tane öğretmen yok. Bozdoğan'da Fatih İlköğretim Okulu'ndan Aydın birincisi çocuk çıkmış, Fatih İlköğretim Okulu derece olarak Aydın'ın en başarılı okulları arasına girmiş ama, oradaki idareciler ve öğretmenler Kamu-Sen'ci olduğu için orada hiçbir öğretmene takdir belgesi verilmemiş.Telefon edip Sayın Valimize bunun gerekçelerini sordum, 'Hangi kıstaslarla bu belgeleri veriyorsunuz?' dedim. 'Sayın vekilim sizin de istediğiniz arkadaşlar varsa isimlerini bildirin onlara da verelim' dedi. Bizim istediğimiz arkadaşlarımıza takdir belgesi verilmesi değil, adil davranılması, adaletli olunmasıdır. Ama o adaleti bunlardan görememekteyiz. Biliyorsunuz bir doktor arkadaşımız intihar etti. Öte yandan bazı memurlar da ot yolmaya gönderildi sayın valimizin talimatlarıyla. Sayın bu tür talimatları, uygulamaları her zaman var. Sayın Valimiz bazı şeyleri de abartarak söylüyor.
ADÜ'nün Aralık 2009 dergisine bir demeç vermiş, 'ADÜ Aydın'ın herşeyidir. Adnan Menderes Üniversitesi'ni Aydın'dan çıkardığınız zaman, geriye kalan Aydın renksiz, ruhsuz, heyecansız, çorak bir il haline gelir.' diyor. Sayın Valimizin Aydın'ı gördüğü nokta bu. Tabii burasının Aydınoğlu beyliğinden beri geldiğinin, burasının Aydın olduğunun farkında değil.Sayın Valimiz yayınlanan ses kaydını da kabul etmemekte. 'Devlet de silah bırakmaz' dediğini söylüyor. Ortaokul seviyesinde eğitim gören bir arkadaşımız bile bilir ki, 'DE' ekini getirdiyse, bir önceki sözle devamlılık halindedir. Bir önceki sözle Sayın Valimizin 2. cümlesini birleştirdiğimizde,gerçekten ortaya ne çıktığını hep beraber görelim, 'Zaten silah varken bu iş olmaz. Silahlar bırakılırsa bu iş olur. Devlet de silah bırakmaz' demiş. Mantıklı geliyor mu size? 'Devlet de silah bırakmalı' dendi. AKP İl Başkanı Sayın Atay, 'O pankartı indirenden Allah razı olsun' diyor. Talimatı veren Sayın Atay olursa, o talimatı yerine getiren Sayın Vali olursa, şu anda bir teşekkürü Sayın Vali haketti. O teşekkürü de aldı. Hayırlı uğurlu olsun. Sayın vali geçmişini karıştıracağımızdan bahsediyor. Öyle birşeye niyetimiz yok. Çünkü Sayın Valimizin bugünleri yeterli. Biz kalkıp da 1982'de Burdur Bucak'taki ormanlarda ne olduğunu, Antalya hastanelerinde ne tedavisi gördüğünü sormayacağız. Veya Kırıkkale'nin Dereköy'de ne olduğundan bahsetmeyeceğiz. Geçmişe girmeyelim. Ama bugünü de hep beraber görelimSayın valimizin suyu ısınmıştır. Sayın valimiz bu yaptığı icraatlarla Aydın'da duramaz. Bu icraatları yapan valinin yeri merkez valiliğidir. En kısa zamanda merkez valisi olarak kendisini görmek isteriz. Eğer ki hükümet hala duyarsız kalır, hala bu valiyi burada tutmaya devam ederse, bilin ki bu açıklamalarımız artarak, daha da keskinleşerek, sertleşerek devam edecektir. O konuda hiçkimsenin kuşkusu olmasın. Bu vali, dün yaptığı hizmetlerin teşekkürü olarak vali yapıldı. Neydi o hizmet? Sayın Başbakan'ın şu anda TBMM'de dokunulmazlık dosyasının kaldırılmasıyla ilgili fezleke bulunan AKBİL davasını soruşturması ve aklaması. Sayın Vali de her zaman 'Sayın Başbakan'ı ben kurtardım' diye övünçle bahsediyor. O Başbakan'ı kurtarmasının karşılığında da vali oldu. Ama valilik yaptığı yerlere baktığımızda, hep sıkıntılarla anılarak gelmiş. Aksaray valiliği sırasında Aksaray Belediyesi MHP'li Osman Ertuğrul'la yapmış olduğu mücadele. Orada il başkanlığından fazla il başkanı gibi particilik yapmasının dedikoduları basında ziyadesiyle yer buldu. Arkasından Kırıkkale'de yaşanan gelişmeler basının, bizlerin, sizlerin malumu. Arkasından Aydın.Ama hiçkimse şunu unutmasın ki, Aydın ne valiler gördü! Bu Aydın'a ne valiler geldi gitti. Biz burada protokol valilerini gördük, icraat yapan valiler gördük, hizmetin daniskasını yapan valiler gördük, ama kukla valiler de gördük.Dolayısıyla bizim temennimiz, Sayın Valimizin yaptığı icraatları devlet edebi adabıyla uygun şekilde yapması ve kendisini siyasete fazla kaptırmaması. Her zaman söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim. Dün CHP'yi il başkanlarını valilik yapmakla eleştirenler, bugün valilere il başkanlığı yaptırmaktalar. Bu da Sayın Başbakan'ın 'Benim valim kamyonların önüne binecek, kömür dağıtacak' talimatını vermesiyle gerçekleşti. O valiler de bir şekilde Başbakan'ın talimatını uyguluyorlar. Ama devletin valisi yerine partinin valisi olanların ne olanlarını hep beraber göreceğiz. Bu sıkıntılı sürecin neticesinde, sayın valimizi de sıkıntılı bir süreç beklemekte. Önümüzdeki haftasonu Aydın'da mitingimiz var. MHP olarak İstasyon Meydanı'nda miting yapmak üzere müracaat edeceğiz. Temenni ederiz İstasyon Meydanı'na izin verilir. Ama İstasyon Meydanı'nda bize izin verilmez de, Sayın Başbakan Aydın'a miting için geldiğinde İstasyon Meydanı verilirse onun da hesabını ayrıca sorarız.Çünkü AKP duruşuyla, tavrıyla, davranışıyla, söylemiyle eylemi birbirinden farklı olan bir parti. Bunların idarecileri de böyle, kendileri de böyle. Bizim temennimiz, bu tür sıkıntılar olmasın.
Çarşamba günü de Aydın'da İzmir, Manisa, Muğla, Aydın milletvekillerinin katılımıyla bir sohbet toplantısı şeklinde Aydın'da 'Hayır' çalışmalarını başlatmış olacağız. Yapılacak olan çalışmaların ilimiz için, ülkemiz için, milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.”
"SAyin MILLET VEKILIM:
ÜLKEMIZDE TARIM VE HAYVANCILIK ICIN YÜKLENIN AKP YE
BU GÜN ITAL ET GETIRIYORUZ
NIYE ÜRETMIYORUZ ÜRETEMEZMIYIZ ACILEN CIFTLIK SEFERBERLIGINE BASLASAK ET ITAL ETMEYIZ IHRAC EDERIZ ONUN ICIN MHP BIRAZ CIFTCININ YANINDA OLM ALI BU ITAL ETGIMIZ ET KAC KISI PARA KAZANDI
BENIM KOMBASSAN HOLDINGDE VE 21.yüz YIL BÜYÜK ANADOLU HOLDINGDE HISSELERIM VAR BUNA DAMIZLIK HAYVANLA TAKAS EDELLIM
BENDE ET ITALATINA HAYIR DIYORUM
YABANCI ZIGARAYA HAYIR DIYORUM
GURBETCI YESIL SERMAYELI MAGDURLARA SAYIP CIKMAYANLARA HAYIR DIYORUM"